Mar 30 2008
Moğol Dediğin
İş temposu çok yüksek bir haftadan sonra güzel bir film izlemek iyi gelir niyetiyle vizyondaki filmlere bir göz gezdirdim. Esasında eğlenceli bir film iyi olurdu. Ancak “Recep İvedik” dışında eğlenceli olarak nitelendirilen bir film yoktu. Recep İvedik (Bu filme gitmeyen çok şey kaçırmıştır diyenler. Aziz Nesin’e haksızlık yaptığımızın delilleridir.) malum, ilköğretimin ilkokul olarak adlandırıldığı yıllarda, üçüncü sınıfta terk ettiğimiz esprilerin kahkaha sebebi olması ve edep sınırlarını zorlayarak mizah üretme iğrençliğinden dolayı “eğlenceli” sayılamayacak kadar absürt bir film. Dolayısıyla döndüm dolaştım “Cengiz Han”da karar kıldım. Hatta kıldık, nam-ı diğer manhem dostum Fatih ile.
Cengiz Han‘ın hayatını daha önceden okuyanlar için biraz yetersiz kalsada anlatmaya çalıştıkları göçebe hayatı ve yönetim tarzı yerli yerine oturmuş gibi. Devamı çekilecek bir serinin ilk filmi olduğu gerçeğiyle de izlersek zevk almak mümkün. Tabi hafiften bir belgesel tadı almakta mümkün. Eksik kalan yerleri bildiğiniz Cengiz Han gerçeğiyle tamamlayabilecekseniz hiç bir sorun yok. Zira geçişler çok hızlı. Bir bakıyorsunuz cengiz han bir yerde, aradan ne kadar zaman geçtiği tam anlaşılamadan bir bakıyorsunuz başka bir yerde ve bir tane çocuğu var. Çocuğun kime ait olduğu da belirsizliğini koruyor tabi. Bu tip hızlı geçişler filmin kalitesini biraz zorlamış. Tahminimce oskar alamamasının sebeplerinin de başında bu geçişler geliyor. Ayrıca sürekli bir aksiyon beklentisi içerisinde oluyorsunuz ve bir türlü aksiyon gerçekleşmiyor. “Dünyayı kasıp kavuran Cengiz Han bu mudur?” sorusunu sormadan edemiyorsunuz. Gençlik yaşlarına kadar sürekli ezik bir mongol çocuğu birden bire kahraman oluveriyor. Savaşçılarıyla meşhur Cengiz Han gerçeğini biliyorsanız “hani bu savaşçılar, ne zaman Cengiz Han’ın etrafında olacaklar?” gibi bir soru aklınıza tam düştüğü sırada, nereden ve nasıl peydah olduğu belli olmayan bir savaşçı gurubu beliriveriyor. Tabiki orada belli bir zaman geçiyor ama bu zaman zarfında nasıl bir oluşum sayesinde bunlar oluveriyor, senaryo bu bilgiyi içermiyor. Tabi dediğim gibi buradaki boşlukları kendi bilgileriniz dahilinde doldurursanız sorun yok. Bir de gelecek olan asıl filmin ön sevişmesi olarak düşünürseniz bu filmi, sıradaki filmler için daha iyimser olabilirsiniz.
Bu filmle alakalı olarak söylenebilecekler arasına diyologlarda sürekli tekrarlanan “moğol dediğin” ön ekinide katabiliriz. Özellikle biz Türklerle de özdeşleşen bu tarz bir milliyetçiliği moğollara dair bu filmde de görmek, bize has bir sıcaklık katıyor. Her ne kadar ciddi olarak işlenmiş olsada bu diyolog, özeleştiri yapabilen her Türk için mizah yönü daha ağır. Örn: “Moğol dediğin, kadınını güçlü bacaklılardan seçer”, “moğol dediğin yasalara uyar”, “moğol dediğinin çok cocuğu olur”.
Filmde yer almayan, Cengiz Han’a ait olan bir sözle bitireyim yazımı;
Bir civi kayboldugu icin bir nal kayboldu
Bir nal kayboldugu icin bir at kayboldu
Bir at kayboldugu icin bir atli kayboldu
Bir atli kayboldugu icin bir haber kayboldu
Bir haber kayboldugu icin bir savas kaybedildi
Ve bir savas kaybedildigi icin bir krallik yokoldu…
Most Commented Posts