Şub 29 2008
“döverim seni… hepinizi döverim ulen!”
Ağzı olan sadece konuşmuyor son günlerde… kusuyor resmen. Bülent abla! bir laf etmiş haddi olmayarak, ama doğru ama yanlış, zamanının en hızlı erkek avcısı Ebru’da “şehitler ölmez vatan bölünmez!” demiş. Birden background görüntüsü olarak, program formatıyla alakalı alakasız türk bayrağı belirivermiş. Oh! ne alâ memleket. Kimin eli kimin …..nde belli değil. Neyi, niye savunuyorlar ya da yeriyorlar anlamış değilim doğrusu. Bülent abla! arzuhalini yanlış bir lisanla yanlış bir yerde, her zamanki patavatsızlığıyla şakıyor. (Söylediklerine değil ancak söylemeye çalıştığı şeylere kısmen katılıyorum). Abla şakıyor ama resmen kusuyor. Sonrada “savcılar benim ne demek istediğimi gayet iyi anladılar” gibi garip bir açıklama yapıyor. Ablanın atladığı nokta, konuşmayı yaptığı yer, herhangi bir savcının odası değil bir televizyon kanalı, yani kitle imh… aman kitle iletişim aracı. Dolayısıyla, ekrandan kustuğunu, basın toplantısında “tamamıyla reddetmeyin, benim asıl kusmak istediğim şey minerallerdi, siz diğer atıklardan ayırt edin onları” şeklinde düzeltmeye gidiyor, gürleyerek. Ebru Gündeş’e diyecek yok zaten, durumdan vazifesini çıkardı ama genede Bülent abla kadar reklam yapamadı. Buna rağmen vatan-namus bekçiliği intbibalarda yer edecektir ümidiyle sevinçle dolmuştur içi eminim.
Bütün bunlar para hırsını iliklerine kadar doldurmuş, evlerimize kadar taşıran bu insanların samimiyetsizliğinin apaçık delili değilmidir. Neden hala prim verilir peki benim ülkemde bu insanlara? Neden hala bu insanları baş tacı ediyoruz evlerimizde? Bu iki sorunun bir çok haline aslında tek bir cevap yeterli. Fikir ve vijdan özgürlüğü olmayan bir toplumuz. Fikir ve vijdandan kastım, “isteyen istediğini söyleyemiyor”la sınırlı değil. Fikirlerimiz olabilmesi için, her düşünceyi az biraz incelemiş, kaynakları az çok karıştırmış olmamız gerek ki, kendi fikirlerimizi oluşturabilelim. Televole kültürüne hapsedilmiş bir fikir sığının baş temsilcisi evimizin daimi misafiri. Dolayısıyla fikirlerimizde baskı altında. Temenni ve dua ediyorum, bu toplum bir gün bu özgürlüğe kavuşsun. O zaman, dönüp arkamıza bakacak ve “bu karanlıktan, bizi çıkarana şükürler olsun” diyebileceğiz. Tabi sadece dua etmiyorum, yazılarımda frenlesemde, kendimle ya da beni devletime ispiyon etmeyecek dostlarımla olduğum zamanlarda bol bol “sektirmek” oynuyorum. Ama illa sanal alemde de bir sivriliğimiz olacaksa, Cüneyt abimizin bir filminde, ağır bir edebi cümleler bileşiminden oluşan, gençlere olan nasihatlerinin arkasından bağırdığı gibi bağırmak istiyorum, tüm varlıkları reklam = para olan bu insanlara; “döverim seni… hepinizi döverim ulen!”
Birde Bunlar Var