Şub 09 2008

Şeyh Baykal!

Yazan admin saat 21:00 Kategori Güncel, Kültür

sakallibaykal1.jpgHemen her fırsatta değerli! medyamız saygı, sevgi, barış, hoşgörü, kardeşlik vs. kelimelerinin sıklıkla geçtiği haberleri gözlerimizin içine soka soka yayınlarlar. Gerçi medyamız her şeyi abartmakta fazlaca ustadır. Ancak bu unsurların biraz daha fazla haber olduğu kesindir. Ben bunun altında yatan sebebin, sibiryanın soğuktan korunmaya daha çok ihtiyacı olmuşçasına kömürü daha kaliteli üretmesi gibi, bizim de ülkemizde sevgiye, barışa, hoşgörüye ne kadar uzaksak o kadar sıklıkla bu unsurlar haber olmaya devam edecektir. Yalnız şöyle bir problemimiz var; Neden göz göre göre bu unsurları yok eden haberleri bu haberlerin yanında yapıyoruz? örn: “Atatürk’e asıl ihanet eden Ecevittir.” diyen Baykal, ölümünün ardından Ecevit için hepimizin bildiği meth-ü senâlarda bulunmuştu. Ancak bu sözleri söylerken ölüye hürmeten Baykal’ın eski sözlerini hatırlatmamıştı medya. O yüzden ölçüsüz bir toplum olma yolunda hızlıca ilerlemekteyiz. Doğru ve yanlışı ayırt etme adına medyamızın gençlerimize ve annelerimize en ufak bir katkısı bulunmamakta.

 

Bu örneği vermemin ve başlığın Baykalla olan ilgisi şu; Medya kontrolsüz yayınlarını sürdürürken bizi yöneten siyasiler ne kadar kontrollü sorusunu sordum kendime. Ve kendimce bulduğum cevaplar çok acı. Çünkü neredeyse tamamen kontrolsüz. Türki filmlerinde “sanat yönetmeni” diye bir varlığın olmayışı nedeniyle aptal diyologlarla ve saçma sapan teferruatlarla karşı karşıya kalarak, bir yandan mecburen izlerken, bir yandan da alay ediyoruz. Siyasilerimizde, tıpkı filmlerimiz gibi. Kurdukları cümleleri vijdan terazisinden geçirmeden, lambur lumbur salıveriyorlar dudaklarının arasından. Dolayısıyla ortaya, oy ve rant uğruna her türlü komiklik, iğrençlik, saygısızlık, terbiyesizlik vs. dökülüveriyor. Tamam, doğruyu ve yanlışı bize güzelce ayırt ettiren etkenlerin fazlasıyla var olduğu bir toplum olmuş olsaydık bunada belki “tahammül” ederdik. Ancak ebeveynlerin bile, çocuklarına neyin doğru neyin yanlış olduğunu doğru düzgün anlatamayan bir toplumun en azından bilinçlileri olarak buna saygımız söz konusu olmayacağı gibi tahammülümüz de imkansız.

 

Son olarak bu tip vak’alardan birinide geçtiğimiz günlerde yaşadık. Baykal kürsüden fıkıh dersi veriyordu. Çoğu kez, kendi iç kargaşalarını örtbas etme uğruna cumhuriyete ve laikliğe sahip çıkıyorum kisvesi altında, dindar kesime önce övgü (gibi görünen) sonra sövgülerini kusan Baykal bu sefer “şıh” oluverdi. Tıpkı milli görüş adı altında insanların , inançlarının “zayıf noktası” olabilecek noktalardan yakalayarak oy sömürüsü yapılmasını andıran bir uslupla. İnsan cehaleti ilim zannetmeye dursun. Sen, bir yandan din sömürüsü yapılıyor diye laikliğin bekçisi ilan edeceksin kendini, bir yandan da, tam bu tartışmaların göbeğinde, aynı tartışmaya dair fıkıh dersi vermeye kalkacaksın. Çift taraflı sömürü yapacaksın, senin korkularına benzer korkular (rant) taşıyan medya bunların farkını halka anlatmayacak, bundan istifade verip vereceksin kürsüden. Yok öyle yağma. Benim, üçyüzyıl sonra Baykal için, “akıllı bir insandı” denilebilmesi adına naçizane tavsiyem, ya “laik devletlerin dindar vatandaşları olabilir ve herkes gibi eşitliği hakeder” i kabul et, ya da “laik devletlerin dindar vatandaşları olamaz, atalım bunları vatandaşlıktan” de ve, kürsüden fıkıh dersi vermeye bir daha kalkma. Aksi takdirde bu insanlar ve tarih, seni ya birilerinin piyonu ilan edecek veya koltuk düşkünü, herşeyi kendisi için yapan, laikliğe bekçilik yaptığı iddiasıyla, laikliği kendine bekçi yapan başarısız bir politikacı olarak anacak… bugünkü gibi…

Birde Bunlar Var

Trackback URI | Yorumlara Abone Ol

Yorum Yap